Adam dediğin benim gibi olur…
Bizim adamlığımız bu: Kendimizle beraber değer veririz sahip olduklarımıza. Önemseriz yarınımızı ve başkalarının yarınlarını. Her gün bir sonraki güne yeniden yaratırız kendimizi minik ellerimizle, elimizden geldiğince.
Bizim adamlığımızda kaygı maygı yok.
Biz aklımıza geleni başklarına zarar vermediğine inandığımız sürece mutlaka yaparız.
Ve bizim için fark eder.
Seçme hakkımız varsa mutlaka seçeriz.
Bizim yerimize bizim için başkaları seçemez…
Bizim adamlığımızda rekabet her zaman var; ama sahip olamadıklarımız için asla üzülmek yok. Biz sahip olduklarımıza değer verir ve onlarla yapılabileceklerin en iyisini yapmaya çalışırız. Sahip olmadıklarımızı da bilmek, tanımak isteriz; ama onlar için ağlamanın, sızlamanın faydasız olduğunu ezbere biliriz biz. Her insan gibi onları elde etmek bize de keyif veriri elbette; ama bizi hiçbir şekilde mutsuz etmeye gücü yetmez onların.
Bizim adamlığımızda kaybettikten sonra anlamak yok. Biz sahip olduklarımza onları kaybetmeden kıymet veririrz. Kaybetmeden kaybetmiş kadar çok severiz biz. Hakkını veririz yani. Zor olsa da doğrusunun bu olduğuna hiç şüphemiz yoktur bizim.
Bizim adamlığımzda saplanıp kalmak yok!
Düz düşünmek yok!
Biz bir yerde varsak, sonuna kadar oluruz. İlk olmak ya da bir şeyleri ispat etmek için uğraşmayız. Biz sıradan yaşarız aslında. Kendi bildiğimiz gibi. Gel gör ki, bizim yaptıklarımızı bir çoğu bile hayal edemediği için daima önde oluruz. Çizginin ötesi bizi asla ürkütemez.
Geçer gideriz…
Bizim adamlığımızda kaytarmak yok!
İşimizi yapar yürürüz, o kadar.
Başkalarının bir işi yapıp yapmaması ya da yapamaması bizi hiç ilgilendirmez.
Biz bir şeye inanırsak, mutlaka yaparız!
Bizim adamlığımızda tutamayacağımız sözler vermek yok!
Biz verdiğimiz tüm sözleri tutarız.
Bu bizim temel ilkemizdir.
Biz bunun övünülecek bir durum olmadığını da biliriz.
İnsan verdiği sözü zaten tutmalıdır;
ama ne yaparsın sayımız azaldıkça kıymete biniyoruz işte.
Biz bir işi yapıyorsak, o en iyisi olmalıdır.
Bizim adamlığımızda beyhude çaba yok usta.
Biz insanları sonuna kadar dinleriz. Dinlerken sanki sıkıntıda olan bizmişiz gibi dinleriz. Eğer bir çözümümüz varsa hemen sunarız. Bildik bir çözüm yoksa, yeni bir çözüm ararız. Çünkü bizim amacımız sadece faydalı olmaktır.
Biz iğneyle, çuvaldızla oynamayı çok severiz.
İğneyi en az beş defa kendimize dürtmeden başkasına çevirmeyiz.
Bizim adamlığımızda şuursuz olmak yok! Biz daima hesaplaşırız kendimizle. ” Ben şuanda ne yapıyorum?1 sorusunu sormadığımız anımız yoktur bizim. “Şu anda ben neredeyim, ne yapıyorum ve bu yaptığım kendim, ailem, milletim ve insanlık alemi için ne ifade ediyor?”
Bizima adamlığımızda sırtımızı sağlam bir ağaca dayayıp esnemek yok! O ağacın da bir gün çürüyeceği hiç çıkmaz bizim aklımızdan. Kendimizi acındırmak bize uyan bir metot olamaz asla. Biz kendi ayaklarımızı tanır, ona göre koşarız bu maratonu…
Bizim adamlığımızda gurur yapmak yok, tembellik yok, mazeret üretmek yok, küsmek yok…
Meşru olan yollardan sonuca doğru doludizgin koşmak var. Biz başaramadığımız da asla “Neden?” diye sormayız. Çünkü biliriz biz, başaramadığımızda tek suçlunun biz olduğumuzu.
Bizim adamlığımızda 2.sınıf iş yapmak yok.
Biz bir işi yapıyorsak en iyisini yaparız.
Daima mükemmele oynarız.
Dünyalıların gücü yetmez bizi engellemeye.
Mazeretleri ayaklarımızın altına alır basamak yaparız biz.
Bizim adamlığımızda “de, da, ama…” gibi kelime, söz ya da bağlaçalarla bahane üretmek yok!
Biz bütün dış unsurlara meydan okuyup imkansız denileni başarmaya adamışız kendimizi.
Orjinal yaşarız biz…
Bize bir fabl ya da masal lazım olduğunda hemen Mevlana, Ezop ya da La Fontaine’e koşmayız.
Yeni masallar yazarız biz.
Biliriz: Karga ile tilki Ezop’a ne kadar yakınsa bize de o kadar yakındır.
Bizim adamlığımızda insanların nereli oldukları değil, ne kadar faydalı oldukları önemli.
Biz kimsenin mezun olduğu okulla ilgilenmeyiz.
Biz ön yargı nedir bilmeyiz. Biz insanların kimin çocuğu ya da kimin yeğeniyle olduğuyla da ilgilenmeyiz. Bizi insanların dili, dini, ırkı, rengi, cinsiyeti hiç ilgilendirmez.
Biz insaların hayal gücü, hedefleri ve katma değerleriyle ilgileniriz.
Vaktim olmadığından devamı sonra…

