Eyüp Derdiyok

Seviyorum öyleyse varım!

Küresel Ekonomik Kriz

Ekim25

Dünya devi Sony kârdan zarar geçiyor, Toyota’nın satışları azalıyor. İngiltere ekonomisinin 16 yıldır ilk kez küçülüyor, Avrupa’da hizmet sanayii sektörü verilerinin ekimde son 20 yılın en kötü performansını gösteriyor. General Motors’un iflas başvurusu yaptığı söylentileri dolanıyor.Bugün gazeteye bir baktım dolar olmuş 1.67, euro 2.10… Nereye doğru gidiyoruz…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Zilli de Maşa Darbuka

Ekim17

Biraz da Rumeli Esintisi.. Karşınızda Zilli de Maşa Darbuka :)Kendileri çok cici sözlere sahiptir…

Yeşil çimen üzerinde üzerinde aşık oldum ben sana :)

Zilli de maşa darbuka
Ne davul ister ne zurna
Haydi yarim çalsana çalsana
Oynasana sen bana

Yeşil çimen üzerinde üzerinde
Aşık oldum ben sana

Oyalı da çember bayledim
Yollarını gözledim
Haydi yarim çalsana çalsana
Oynasana sen bana

Yeşil çimen üzerinde üzerinde
Aşık oldum ben sana

Boomp3.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Sen!

Ekim17

Gaste’de hoşuma giden bir köşe yazısını sizlerle paylaşayım.

Her gün aynı yollarda yarı uyur, yarı uyanık işine gidiyorsun. Bir süre sonra yolcu sıralarındaki insanlar bile tanıdık yüzlere dönüşüyor. Sürekli sensiz akıp giden koskoca bir hayatın hayalini kuruyor ama bir türlü onu yakalayamıyorsun.
Düşün ki kendi gündemin bile hiçbir zaman olamıyor. Birilerinin sana dayattığı krizleri yaşıyor, bir türlü anlayamadığın bir ekonominin çarkında televizyon ve gazeteler sana neyi anlatıyorsa onu konuşuyorsun. Mutlulukların da onların güdümünde ilerliyor, hüzünler de… Başkalarının hayatını, başkalarının arzularını, o başkalarının hayallerini yaşıyorsun.
Pervasız ilk gençlik yıllarının özlemi içini kemirirken, dost sohbetlerinde artık -miş’li, -muş’lu cümleler kuruyorsun. Birden durup fark ediyorsun: En son ne zaman hararetle başına gelenleri birisiyle paylaştın? En son ne zaman iş dışında sohbetlere katıldın, ne zaman gözlerinden yaşlar gelene kadar gülebildin?

Biliyorsun ki anlattıkların senden bağımsız koşuyor. Bütün o fikirlere hep kıyısından köşesinden tutunuyorsun. Bir zamanlar ‘birinci tekil şahıs’tan kurduğun cümlelerin hatırası doluyor zihnine… Bir zaman sonra peşinde koştuğun aşkları hatırlıyorsun. Bir ucu evde diğer ucu işte birleşen çemberden çıkmanın yolunu aşkta bulacağını sanıyorsun.
Aşkın hayatına ‘bir güneş gibi doğacağını’; bir sabah uyandığında her şeyin; sokakların, evlerin, ağaçların, kedilerin, simitçinin, otobüsün, çöplerin, hep tıkalı kalmaya mahkûm ızgaraların, bozuk paraların; çevrendeki her şeyin parlayacağını ve iştah açıcı olacağını sanıyorsun. Hep peşinde koştuğun o aşk geldikten sonra; dudaklarına yapışıp uzun süre orada kalacak; şaşkınlıktan mı, huzurdan mı yoksa arzudan mı kaynaklandığı belli olmayan koca bir gülümseme yaratıyor… Gençleşiyor ve güzelleşiyorsun.

Derken gün geliyor; sokakların dar, simitçilerin kaba, otobüsün gürültülü, çöplerin pis kokulu olduğunu görüyorsun. Kendi ağzından çıkan sözler, gözlerindeki bakışlar, kendi ellerinle yaptığın dokunuşlarla ve bunların gerçekliğini karşındakine inandırarak, karşındaki seni aynadaki gibi yansıtıyorken bitiyor aşk. Bilmem kaçıncı kez kendine attığın kazığın acısını dindirmek için cahilce ‘değiştirilemeyecek şeyler betimlenmelidir’ deyip yeni bir betimleme yapıyorsun aşka: ‘Aşk çemberin dışına çıkma çabasıdır.’

Öyleyse sen, bu çemberi kırmak için sonu ne olursa olsun yeniden âşık olmalısın! Biliyorsun ki ölene kadar çevresinde dönüp dolaşılacak ve uğruna ölmeye değecek tek şey, aşk…

Ender AYNA

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Lahmacun kültürü

Ekim14

Okulun arka bahçesinde maç yapmış, yorgun bir halde açılan zile eşlik ederek sınıa doğru ilerlerken yirmi otuz civarı lahmacun,  üç dört porsiyon çiğköfte gördüm. Alt dönemdekiler değişiklik olsun diye dışardan getirtmişler. Oh ne güzel yapmışlar derken müdürümüzü gördüm. Sinirliydi ve oradakilere hakkındaki düşüncelerimin olumsuz yönde değişmesine sebep olan şu cümleleri kullandı: “Arkadaşlar ne bu lahmacun kültürü? Varoş okulumu burası? ” Bu sözlere çok üzüldüm. Çünkü müdürümüz böyle söyleyerek doğu kültürünü varoş olarak nitelendirmiş oldu. Elit okuluz ya lahmacun mu yenirmiş… Pizzalar, suşiler… vb. sosyetik yiyecekler getirtmek lazım okula..

Sizin gibi milliyetçi söylemleri olan bir kişiye yakıştıramadım müdürüm…

Eyüp DERDİYOK

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yeni Tema

Ekim9

Uzun süredir kullandığım Studio Press Red temasını bugün internette gezinirken gördüğüm Notepad Chaos temasıyla değiştirmiş bulunmaktayım. Yeni temam ne kadar hoşuma gitti anlatamam :) Motifler olsun, renkleri olsun, tasarımı olsun beni mest etti. Artık tam bir günlük görümüne kavuştu.
Hepimizin için hayırlı olsun.
Yeni yazılarla görüşmek üzere.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

İbrahim Sadri - Seni Çok Özledim

Ekim7

Müziği de çok hoşuma giden İbrahim Sadri şiiri. Seni çok özledim prensesim :(

Yağmur da var…Çok sevdiğim rüzgar da
Bugün Pazar…
Daha uyanmadı komşular…
Damların üzerinde kuşlar daha rahatlar…

Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde;
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru!..

Yağmur da var…Çok sevdiğim rüzgar da…
Daha uyanmadı komşular…
Bugün Pazar…

Ve ben seni çok özledim…

Dışarı çıkmak istiyor canım…
Tek başına haytalık etmek…
Islanmak Pazar sabahında yağmurda…
Boş caddelerde dolaşmak…Vitrinlerine bakmak mağazaların…
Sinemaların afişlerine…Sokakların isimlerine…
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara bir “Merhaba” demek sessizce…
Sahilde martılara simit atmak…
Otobüslerin ilk seferlerine binmek…

Gitmek istiyor canım…Hayatın gittiği yere!…

Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine…
Fırından taze ekmek alıp buğusunu çekmek içine…

Ve ben seni çok özledim!..

Tam böyle bir şey;
Çiçeğe su yürümesi…
Bebeğin ağlaması…Toprağın uyanması…
Yağmurun yağması…Ateşin sıcağı…
Bu Pazar sabahı tam böyle bir şey…

Bir sabahçı kahvesine uğramak,bir bardak çay…
Taze dem kokusu…

Hayatın atardamarlarında dolaşmak,bölmeden şehrin uykusunu!…

Bir şiir yazmak;
Pazar bulmacasının boş karelerine…
Şiirde tam da bunu anlatmak delice…
Tam böyle bir şey!…

Hesapsız… Gölgesiz… Bedelsiz…Kimsesiz…
Bir şiir yazmak…

Bir bardak çay içmek,sokaklarda gezmek,yağmurda ıslanmak…

Ve ben seni çok özledim!..

İbrahim Sadri…

Boomp3.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Arkadaşlarımla Bir Gün

Ekim6

İstanbul’un Kurtuluşunu fırsat bilerek ilkokul arkadaşlarımla Ahmet Haşim İ.Ö.O’nun önünde buluştuk. 8 yılımızı geçirdiğimiz okulu gezdik bizim zamanımızda da müdür yardımcısı olan Mahmut hocayla konuştuk. Yeni müdür yardımızla tanıştık onunla da ayaküstü sohbet ettik. Sonra Ada Park’a gittik. Ranger’a, Crazy Dance’a bindik. Ardından kafeye gidip pizza, mantı yedik. Dört lira olan kolalardan içtik :D . Sonra dönüp Akvaryuma gittik. Orada da Burger King’te oturduk. Patates yedik yanında milkshake içtik. Kardeşlerimi görmenin mutluluğu yaşadım. Uzuuun uzun sohbet ettik. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım.

-Saçlarım ne yazıkki berbat. Hergün 8′de açan berberimiz bugün açmadı :( bende ara sokaktaki bir berbere gittim. İçeride bir amca duruyodu. Herhalde bir fön çekebilir diyerek içeri girdim. Nasıl yapması gerektiğini anlattım. Sonuç berbattı. Tamam usta sağol deyip çıktım. Sövmemek için zor tuttum kendimi… Böyle berbat bir saç olamaz… Bende eve gidip saçlarımı yıkadım… O yüzden saçlarım çook kötü-

Nazlı, Buse ve Ben...Kimi düşünyosam :)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Belkıs Özener - Damarımda Kanımsın

Ekim6

Biraz nostalji yapmaya nedersiniz?

Sen uzaklarda değil
Damarımda kanımsın
Ben sensiz yaşayamam
Hayatımsın canımsın

İste kölen olayım
İstersen öldür beni
Başkasını seversen
Bil ki yaşatmam seni

Bilmeden kırdım seni
Bilerek asla olmaz
Ne olur affet beni
Hatasız insan olmaz

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
posted under Müzik | 2 Comments »

Prensesime

Ekim5

Seni o kadar çok seviyorum ki, sevgimin  boyutunu şarkılarla anlamaya çalışıyorum. Karşılaştırıyorum kendimi şarkılardaki aşıklarla. Bazen “Yok bu gerçekten sevmiyor”, bazen de “Ah! İşte ben böyle sevmeliyim” diyorum. Sonra o yosun gözlerin düşüyor aklıma. Derinliklerinde kayboluyorum. Oynat düğmesine basıyorum mp3 çalarımın. Şarkının akışına bırakıyorum kendimi. Gözlerinin derinliklerinden hiç mi hiç ayrılmak istemiyorum…

“Sen yanımda ama ben hasretlerde
Söyleyemem derdimi istesem de
Anlasana kaderim ellerinde
Sus yüreğim söyleme

Gözlerinin derinliğinde kayboldum gel kurtar beni…
Aşk gördüğüm en güzel düş bir tek sen uyandır beni” derken “Oğlum uyan hadi okula geç kalacaksın” sesiyle uyanıyorum. Yüzümde memnuniyetsiz bir ifadeyle yatağımdan doğruluyorum. Hazırlanıp okula gidiyorum.

İlk ders Fizik… Allah’ım bu ne kadar sıkıcı bir derstir. Resmen ıstırap? Yeni aldığım kulaklığımı takıyorum ve vücuduma dünden kalan borcumu ödemek üzere koyuyorum kafamı masaya. Tabiî ki “İki keklik” türküsü çalmalı. Söyleyen Erkan Oğur, eşlik eden ben, söylediğim ise sen olmalısın. Yoksa ne anlamı kalırdı… Sen olmasaydın başka şeylerinde anlamı olmazdı ya neyse…

“İki keklik bir derede imanım da ötüyor
Ötmede keklik benim derdim artıyor, sana hayran
Emine hanım konyak içmiş karyolada yatıyor
Yazması oyalı kundurası boyalı yar benim olsa
Uzunda geceler dilim yari heceler yar benim olsa”
Tüylerim ürperiyor. Yazarı böyle duygular yaşadığından dolayı takdir ederken uykumda yari hecelemeyen dilime veryansın ediyorum.
Sen daha çok sevmelisin
diyorum kendime. Haykırmalısın yâri uzun gecelerde…

O sırada ilk buluşmamız aklıma geldi.
Buluşmaya gelirkenki endişelerim, tarifsiz heyecanım aklıma geldi.
Hayallerimdeki prensesim, kusursuzum, herbişeyim demiştim seni gördüğümde. Ama öyle değilsen diye düşünmüştüm. Ben seni ilk görüşte sevdim. İlk görüşte de sevgimi olur yahu diyenlere de… Bu sorunun muhatabı ben değilim. Kalbime sorun. Cevabı işitirseniz ne âlâ. Bu sorunu birazda şuna benzetiyorum. Allah var mıdır? Bir şeyin olmadığının ispat edilmesi gerekmezdi? Bende böyle diyorum. Peki ilk görüşte aşkın olmadığını ispat edin… Ben var diyorum. Yaşadım diyorum. Yaşadığım duyguları, onu gördüğümde saçmalaşan hareketlerimde canlı şahitlerimdir. Hadi olmadığını ispat edin…

Ama o ben olmaz diyenlere inat ilk görüşte sevmiştim! İlk görüşte geçer notu vermişti kalp gümrüğüm. Kurtulmuştu prangalarından duygularım ve Emel sevgisiyle dolmuştu gönlüm. Artık tek emelim olmuştu seni sevmek.

Çekingenliğimiz aklıma geliyor. Biraz güneşin sıcaklığından birazda utangaçlığından pembeleşen yanakların aklıma geliyor. Özne, yüklem tümleçlerin birbirine karıştığı, sırasını şaşırdığı kuralsız cümlelerim aklıma geliyor. Başkasına karşı çok rahat olan dilimin sana geldiğinde zorlandığını hatırlıyorum. Kelimeler çıkmak bilmiyordu ağzımdan. Titreşmiyordu ses tellerim. Sadece sen konuşsan da ben bir ömür boyu dinlesem diyordum. Dedim ya seni gördüğümde ne özne kalmıştı ne yüklem. Tek özne vardı, o da sendin!

Seni gördüğümde vücudumda gerçekleşen anlamsız tepkimeler silsilesi aklıma geliyor. Kalbimin ritminden eser kalmayışını, saçma sapan atışlarını hatırlıyorum ve yüzümdeki şaşkın tebessümü…
Sessiz kalışlarımızı hatırlıyorum. Tam susmuşken ikimizin aynı anda konuşması.. Önce sen söyle deyişimiz… Ben senin yanındayken sessiz kalmayı da sevdim.

Güzelliğini tarif etmede kelimeler aciz kalır. Kelimeler yetse ben aciz kalırım. Acizim işte affet. Tanımlayamıyorum. İfade edemiyorum güzelliğini…

Hatırlar mısın ?. “Kalbim seni çok sevdi. O yosun gözlerini mi?, güzelim saçlarını mı?, o bakmaya doyamadığım yüzünü mü? gülümseyişini mi? yoksa kalbini mi sevdi? bilmiyorum” demiştim. Halâ kalbime soruyorum. Neydi sevdiğin kalbim? diyorum. Aklımdan biran olsun gitmeyen sen o an daha da belirginleşiyorsun ve kalbim sadece hızlanıyor, hızlanıyor, hızlanıyor… Adeta, Seviyorum işte! diyor. Sev be kalbim sana da sevmek yakışır…

Yazıma Müşfik Kenter’in çok sevdiğim sözüyle son vermek istiyorum. “Aşık, keşke yerine daima İyi ki diyendir” Sevgini bir nakkaş misali kalbime işleyen Allah’a ne kadar şükretsem azdır.
İyi ki varsın!!!

Eyüp DERDİYOK

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Hayırlı Bayramlar

Eylül30

Hepinizin Ramazan Bayramı mübarek olsun. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim:)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
« Older EntriesNewer Entries »
Şiirlerimi okumak için tıklayın.